Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yazar Sitesi
#1
İzleyici/modelin bulunduğu yer olan mekân neresi ve bu mekân resme dâhil mi? Değilse bu mekân nerededir?

Bu sorunun yanıtı birbirini üzerine inşa edilmiş mekânsallıkta gizli. Bu bakışlardan ilerleyerek devam ediyoruz. Ressam izleyiciye/modele bakıyor. Foucault'un buradaki saptamasına dönersek, "ressamın hâkim bakışı, bu bakışın güzergâhı üzerinde bir tablonun tablosunu tanımlayan hayali bir üçgene hükmetmektedir. Tepede -görülebilen yegâne nokta- sanatçının gözleri, tabanın bir kenarında modelin görülmeyen yeri, diğerinde, tersine döndürülmüş tuvalin üzerine muhtemelen taslağı çizilmiş olan şekildir.32 Buradan izleyici/model ile ressam ve diğerleri arasındaki mekân açısından ilerleyecek olursak "en sağda, tablo ışığını çok kısa bir perspektife göre sunulan bir pencereden almaktadır. Bu pencerenin yalnızca aralığı görülmektedir. Öylesine ki, bol bol yaydığı ışık akımı, aynı cömertlik içinde, aynı anda iki komşu ve kesişen ama birbirine indirgenemez mekânı yıkamaktadır: temsil ettiği hacimle birlikte tuvalin yüzeyi (yani ressamın atölyesi veya şövalesini koyduğu salon), ve bu yüzeyin ilerisinde seyircinin işgâl ettiği hakiki hacim (veya modelin hakiki olmayan yeri). Ve geniş, yaldızlı ışık, odayı sağdan sola kat ederken, aynı anda hem seyirciyi ressama doğru, hem de modeli tuvale doğru taşımaktadır."33 Resmin içinde yer alan ayna hangi mekânı yansıtmaktadır?

Ressamın arkasında duvarda diğer çerçevelerden farklı, üzerine yansıyan ışıkla daha aydınlık gözüken, neredeyse bir pencereyi andıran ama yanındaki kapının aydınlığının bakılırsa bunun kesinlikle bir pencere olmadığı anlaşılan koyu renkli kalın çerçeveli bir ayna durmaktadır. Bulunduğu yerden, bakılan noktaya ayna, tarafsızlığıyla, geri-ikizi yansıtır. "Temsiller sunmaya yönelik olan, ama onları konumları veya mesafeleriyle reddeden, gizleyen ve onlardan kaçınan bütün bu unsurların arasında, tüm dürüstlüğü içinde işleyen ve göstermesi gerekeni gösteren bir tek odur."34 Resim karşısında düştüğümüz çıkmazda, belki en sağlam referansı bu ayna vermektedir. Aynada, üstte erguvani bir perdenin ve iki silûetin yer aldığı görülmektedir. Silûet olarak görülen çift monster high, Kral ve Kraliçedir. Aynanın, ressamın arkasında olduğu göz önüne alınırsa, Kral ve Kraliçe ressamın önündedir. Burada işleyen ters bir durumu, en belirgin olarak belki en doğru şekilde, ayna koyar. Resimde, en dipte yer alan duvardaki aynayı, ne ressam, ne de tuvalde yer alan diğerleri görebilmektedir. Sadece izleyici/model görebilmektedir. Aynanın büyüklüğü üzerinde iki silûet ve erguvani renkteki perdeyi göstermekle sınırlı olması çok ilginç. Mekân açısından, resmin gizlediğini aslında ayna da gizlemektedir: Çünkü mekân diğer unsurlarıyla ilgili özellikle de 'bizimde tanık olacağımız'350 derinliği göstermemekte: O zaman da, mekânsal bağlamda bir tanıklıktan

öte aynanın işlevi 'temsili olanı görünür'36 kılmaktadır. Burada bu haliyle ayna resmin perspektife dayalı iç yapısı ile ilişkiye girmediği gibi, yukarıda da belirtildiği gibi mekâna ilişkin hiçbir göstergeyi de vermemektedir. Üzerinde yansıttığı silûetleri resmin mekânın dışında tutulabilmesinin mekâna gösterdiği kadar gizlediğini de gösterir.

Resimde en dipte görülen kapının içinde yer alan mekânın, resmim temsil ettiği mekân ile ilişkisi nedir?

Resmin derinliğinde ve sağ tarafında, bir eliyle duvar kaplamasını tutan, ayakları iki farklı basamağın üzerinde dizi bükük olan figürün, içinde yer aldığı kapı, ressamın resim yaptığı mekândan daha öte bir mekân olduğunu gösterir. Mekândan daha öte yer alan mekân, resmin mekânının derinliğini arttırır ve önde gerçekleşen olayı yeniden boyutlandırır. Resmin olayının gerçekleştiği mekân içinde, olay örgüsünü destekleyen hatta oluşturan mekânsalIığı boyutlandıran dikey eksenli hareketlerin işlediği zeminin, ön plandaki mekâna göre son derece bütün olarak durduğu ve sadece figürlerin dikey hareketlerini desteklediği görülür. Zeminle aynı yönde duran tek istisna figür köpektir. Köpek bu olaya dahil olmaktan çok, salt mekâna ait durmaktadır. Ön planda figürle, geniş bir zemin arasındaki orantı ile kapı içinde gözüken figürün orantısı birbirine ters olarak ikame edilmiş gibi durmaktadır. Üstelik bu daracık mekân, ön plandaki dikey parçalanmaya, yatay karşılık verir gibidir. Zeminin mekân olarak en çok devindiği yer ise geri planının en gerisinde oluşturulmuş kapının içindeki merdivendir. Alttaki ışıklı mekânda başlayan merdivenin basamakları, kapı yüksekliğinin tam ortasında ve resmin içindeki en aydınlıklı yerdir.

Dikkat edilirse şu ana kadar olayın geçtiği mekânın yüksekliği, genişliği ve doğal olarak derinliği söz konusu edilmedi. Çünkü daha baştan bakışın bir mekânsallık içerdiğini kabul etmiştik. Bu yüzden ressamın kurgusu bakış üzerinden temellendiği için mekân ve mekânın unsurları, olayın gerçekleştiği sahnenin ve olayın örgüsünün parçalarına dönüşür. Bakışa dayalı ilişkilerin kurduğu yapı mekânın bütünselliğini de parçalamadan duramaz. Parçalanan mekân bize modern çağda mekânın -aslında görüntünün yani görme biçimin- fragmana dönüşmesinin ardından gelir. Burada ressam hızla giden bir trenin penceresinde akıp giden mekânın içinden iki zamandaki görüntüyü aynı düzleme yerleştirmiş gibi durmaktadır. Ressam, mekân bağlantısı içinde birbirlerine eklemlemiş durmakta olan mekâna, iki mekâna tek bir bakış noktasından bakıldığında neler olabileceğini gösterir. Modern çağda, gerçek ve gerçeklik sorunları o kadar esnemiştir ki -özellikle 'Görecelik yasa'sı sonrasında-, iki ayrı mekân iki ayrı zaman tek bir mekân ve tek bir zaman boyutunda kolayca birleştirilebiImektedir.
Ara
Cevapla
 


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Amacımız?

WmEkip webmasterlar için kurulmuş bir platformdur. Amacı temiz bilgi paylaşımı ve güvenli ticaret sağlamak.

Diger Sitelerimiz

Yasal Uyarı